- GLOBAL TRENDLERİN GELENEKLERE DÖNÜŞMESİ >>
- FUARLARDAKİ TREND ALANLARI ve EKONOMİYE KATKILARI >>
- GELECEĞİN PARADİGMASINDA MUTFAKLAR >>
- 2016 YILI TRENDLERİ İÇİN ŞİFRELER >>
- OFİS TRENDLERİNDE GELECEĞİN ŞİFRELERİ >>
- KÜÇÜK MUTFAKLARDA TRENDLER VE GELECEĞİN ŞİFRELERİ >>
- YEREL ve GLOBAL TRENDLERİN ŞİFRELERİ >>
- İNSANIN TASARIMLARI ÖLÜMLÜ, DOĞANIN TASARIMLARI ÖLÜMSÜZDÜR >>
- FUTURISM / TRENDLER / ENDUSTRIYEL TASARIM ÜÇGENİ >>
- RENKLERİN GELECEĞİ >>
- KİŞİSELLEŞME TRENDİ VE GELECEĞİN DEKORASYON ŞİFRELERİ >>
- YÜKSELEN TREND - AMBALAJDA TASARIMIN GÜCÜ >>
- PANTONE'DEN YILIN RENGİ MARSALA 18-1438 >>
- ILLUSTRASYON ÇİZİMLERİN FISILDADIKLARI >>
- ROBOTLAR VE SAĞLIKLI YAŞAM TRENDİ >>
- 2015 TREND ŞİFRELERİ >>
- CROWDSOURCING - KALABALIKLA GELEN YARATICILIK >>
- TARİHSEL SÜRECİ İÇİNDE C2C' NİN İZİNİ SÜRMEK 3 >>
- AMBALAJ TASARIMINDA YENİ TRENDLER >>
- CIRCULAR ECONOMY=CRADLE TO CRADLE=VIRTIOUS CIRCLE 2 >>
- TARİHSEL SÜRECİ İÇİNDE C2C' NİN İZİNİ SÜRMEK 2 >>
- TARİHSEL SÜRECİ İÇİNDE C2C' NİN İZİNİ SÜRMEK 1 >>
- TREND 5N 1K 2G >>
- 2014 TREND ŞİFRELERİ >>
- OFİSLERDE Y DEVRİMİ >>
- SIRTINI GÜNEŞE ÇEVİRİRSEN GÖLGENDEN BAŞKA BİR ŞEY GÖREMEZSİN >>
- 2010 WIDD DÜNYA END. TASARIM GÜNÜ ARKİTERA RÖPORTAJI >>
- 2010 WIDD END. TASARIM GÜNÜ-TASARIMDA KADINCA KODLAR SERGİSİ >>
- ABİDİN DİNO-CİHAT BURAK-GÜVEN ZEYREK 2008 SERGI IZLENIMLERI >>
- ESER SÖZLEŞMESİ >>
- HER FARK BİR SONRAKİNİN ÖN KOŞULUDUR >>
- EVERY DIFFERENCE IS THE UNDERLYING CONDITION FOR THE NEXT ONE >>
- BULANIK MANTIK VE ENDÜSTRİYEL ÜRÜNLERDE KATEGORİ >>
- NASRETTİN HOCA VE ENDÜSTRİYEL TASARIM-1 >>
- NASRETTİN HOCA VE ENDÜSTRİYEL TASARIM-2 >>
- “ENDÜSTRİYEL ÜRÜN” KAVRAMININ AÇILIMI >>
- BEYİNDE AYRIŞIK DÜZENLEMELER >>
- VİTRİNDEKİ SANAT >>
- POST-ENDÜSTRİYEL ÜRÜN TASARIMI-1 >>
- POST ENDÜSTRİYEL ÜRÜN TASARIMI-2 >>
- ENDÜSTRİYEL TASARIM KAVRAMSAL İÇERİĞİ VE SANATLA İLİŞKİSİ >>
- ENDÜSTRİYEL ÜRÜNLERDE ENERJİNİN DÖNÜŞÜMÜ >>
- TASARIM KAVRAMI ÜZERİNE BİR DENEME >>
sanat, trend, tasarım, yaratıcılık, inovasyon, sürdürülebilirlik, gelecek konularında çalışmalarım...
Yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Haziran 2016 Çarşamba
YAZILARIM
25 Aralık 2015 Cuma
2016 yılı trendleri için şifreler
Organizma/ Gelenek/ Kozmoz/ Uzgörü trend temalarım ışığında 2015 ile vedalaşır, yeni yıla hazırlanırken, 2015-16 sonbahar/kış trendlerinin şifrelerine ışık tutacak 9 maddeyi burada ana başlık ve alt açıklamaları ile vereceğim. Moda, iç dekorasyon ve benzer her bir sektörün bu maddeleri kendilerine özgü, kendi farklı açılarından incelemeleri / yorumlamaları / uygulamaları gerekiyor. Yani, her bir şifre, kendisine ışık tutan alt açıklaması ile her bir sektörde kendine özgü bir görünüm ve anlam kazanmalıdır; her bir şifre, sektörüne göre özelleşmeli, somutlaşmalıdır. Elbette, her bir sektörün bu 9 maddenin hepsini, teker teker uygulamaya çalışması da gerekmiyor ve zaten imkansız bir uğraş olacaktır. Bu kriterlerin, pazarın profesyonelleri kadar pazardaki müşteriler için de yeterli olacağı kanısındayım:
…ta ki 2016-17 trendlerimizi açıklayana dek…
1. Simurg’un altın tüyü
Özellikle detaylarda kendini gösteren ve koyu tonları ısıtmaya, aydınlatmaya yarayan parlaklıklar için ideal bir renk ve malzemedir.
2. Ruha dokunan atmosferler
Geleneksel temalar gölgesinde parlayan coşkulu renklerin pastel tonlarla dansı sayesinde mekanlar huzurun merkezi olabilir.
3. Güzelin verdiği haz evrenseldir.
İnsanoğlunun estetik ve konfor eğilimi ev dekorasyonunda organik hatlara ağırlık vermesini sağlıyor. 2016 dekorasyon trendleri organik hatları evlerimize taşıyacak mı?
4. Her şey zıddıyla vardır!
Zıtların birliği esastır. Parçası olduğumuz doğadan bizi uzaklaştırmadan dinginleştiren renkler güzel bir tezat yaratacak şekilde zıtlarıyla birleşebilir mi?
5. Malzeme sihirlidir
Malzemenin kritik etkisini gözden kaçırmadan akıllıca kullanmak çok önemli. Metal (özellikle altın ve bakır), ham ahşap, cam ve seramik özellikle de mermer malzeme çok önemli.
6. Ayna ayna söyle bana…
2015 trendleri içinde gördüğümüz aynalar 2016 yılında farklı malzemelerle birleştirilerek oluşturulan değişik kombinasyonları ile sahnede kalmaya devam edecek görünüyor.
7. Herkes oyun sever
Şeker görünümlü neşeli ve canlı renklerle oluşturulan, adeta içerisinde eğlence barındıran pop mobilyalar ve dekorasyon atmosferleri kişileri uyarmak ve ilham vermek için birebir.
8. Renkler her dili konuşur
Renk tonlarında parlak ve ara tonlar yaşama mekanlarında büyüleyici bir etki yaratabilir. Bu tonlar üzerinde altınların muhteşem bir tasarım vurgusu yaratacağı kesin.
9. Desen Varoluşu Anlamlandırır
Geometrik monokromlar ve çiçek desenleri yollarına birlikte devam ediyor. Optik ilüzyon desenleri kozmoz teması altında dekorasyonda göreceğiz ve cesur renkleri ile bütünleşecek.
Endüstriyel Tasarımcı / Trend Danışmanı
Uygulamalı Fütürist (Applied Futurist)
@trendssoul
Sayfa güncelleme tarihi : 10.01.2016
19 Aralık 2015 Cumartesi
GELECEĞİN PARADİGMASINDA MUTFAKLAR
Üniversiteler, özel ve kamusal
teknoloji kurumları ile şirketlerin kendi Ar-Ge birimleri gibi araştırmaya
yönelik bütün kuruluşlar, öncelikle ait oldukları ülkelerin ulusal ve
giderek bütün bir dünyanın global eski
teknolojilerini değiştirir, yenilerini üretir ve yayarlar. Bu etkileşim ağının dışında kalabilmek, bütün
iletişim kanallarının kapatılması gibi imkansız bir önkoşula bağlıdır. Sürekli
gelişen ve artık günümüzde kendi hedeflerini bile bilimsel sıçramaları ile
kendisi koyan teknolojik yenilikler, eğitimden finansman sistemlerine kadar,
piyasa içi veya piyasa dışı, istisnasız
her şeyi etkilerler.
Bu teknolojik gelişme süreci,
kendisini üreten (ve hatta üretmeyen) insan nesillerini etkisi altına alır;
sosyal yaşam, düşünme biçimi ile değerler ve yargılar gibi her konuda
özelleştirir. Dikey analizde bu etkileşimin, insanların psikolojik yapılarından
sosyo-ekonomik konumlanmalarına kadar hemen her alanda ortaya çıktığı,
nesillere bile ad verdiği apaçık ortadadır. Yatay analizde bakıldığında, bu
teknolojik sürece katkı sağlayamayan, üretmeden satın almak zorunda kalan
coğrafyalardaki düşük gelirli
bireylerin, doğal olarak gösterilen imrenme davranışları ile yaptıkları harcamaların
kendi piyasaları üzerindeki etkilerinin de çok olumlu olmadığı görülür.
Dünyanın neresinde olursa olsun,
iletişimden kopamayacağı gerçeği ile yüzleşmek zorunda kalan, giderek
yoğunlaşan psikolojik ve sosyo-ekonomik baskılara maruz bırakılan insan,
yeme-içme ve barınma gibi en temel iki yaşamsal ihtiyacında bile önüne konan
seçeneklerden başkasına sahip değildir. Fakat bu, sadece günümüzün değil, bütün
bir insanlık tarihinin, yarınlarda da devam edecek olan dramı, insanlığın
paradoksudur. Ateşi ve tekerleği ve hatta çeliği bulduğu günden bugüne insan,
sürekli olarak teknolojisini yeniliyor fakat toprağa döneceği güne kadar da hep
kendi eskisinin özlemi ile kıvranıyor. İnsan beyninin bu paradoks ile ilişkisi,
aslında bütün yeniliklerin motorudur fakat mutluluğun anahtarı olup olmadığı tartışılır.
Çünkü bu kendisini besleyen ve doğrulayan çelişkinin girdabı içindeki insan,
eskiye imrenmek kadar sahip olamadıklarına imrenmek gibi bir zaafı da beyninde
taşıyor.
Hayatının -ortalama- 26 yılını uyuyarak geçiren insan, sadece bedenini mi dinlendiriyor?
Yoksa, günün en az iki saatini trafikte,
8-12 saatini işyerinde geçirirken yorulan beyni için mola mı veriyor?
Cevabı profesyonellerine
bırakıp, insanın midesi ile olan ilişkisine bakalım. Bu ilişkinin temeli olan
mutfakların, teknolojik yeniliklerle nasıl da imrenilecek ortamlara
dönüştürüldüğünü hepimiz çok yakından biliyoruz. Fakat, acaba aldanıyormuyuz?
Sahip olduğumuzda, bedel olarak neleri kaybedeceğimizin hesabını yapıyormuyuz?
Beynimiz bize bir oyun mu oynuyor?
Evin gençleri bu değişimi mutlak
surette isteyecek, baskı bile yapacaklardır. Çünkü henüz onların eski anıları
yok, içinde doğdukları ortamdan bıkkınlıkları var. Bugün muhasebe yapmak zamanı
anne babaların, onlar bunu henüz idrak edemezler. Bir annenin, evdeki tek
kalesini terketmesinin, anaerkil egemenliğinden vazgeçerek sınırlarını
açmasının anlamını bilemezler. Kıyıda köşede sakladığı buruşuk kağıtlara gizli
gizli bakarak yemek yapmanın getirdiği gururdan yoksun kalmanın nasıl bir acısı
olacağını bilemezler. Teknolojinin şeffaf olmaya mecbur bıraktığı, adeta hiçbir
sırrı olamayacak kadar ortalıkta yaşamak zorunda bırakılan çağın gençleri, akıllı telefonlarından tarif alıyor ve
gocunmak hiç akıllarına gelmiyor. Büyük olasılıkla lezzet peşinde değiller,
olamazlar da. Şeffaflık, lezzeti değil, farklılıkları araştırmayı gerektiriyor;
lezzet peşinden gelir nasıl olsa. Bu duruma düşen bir annenin, 1980 ve öncesinde doğmuş olduğunu
düşünmek yanlış olmaz. Günümüzde x kuşağı olarak adlandırılan bu annenin nesli,
hiç savaş görmedi fakat her zaman otoriteye saygılı oldular. Kadınların meslek
edinerek çalışma hayatına atılmalarındaki ilk kuşak idiler. Doğum kontrolu bu
nesil ile başladı. Az çocuklu, küçük aileler trendini başlattılar; ekonomik
özgürlük iddiası ile işverenlerin kapılarını aşındırırken kocalarından da
eşitlik talep ettiler. Kendi annelerine garip gelen bu davranış biçimleri ile,
kendilerinden öncekilerin yaşam tarzını yani bütün kollektif düşünce
biçimlerini reddettiler. Fakat mutfaklarını,
o hiç terketmedikleri gizli kalelerini, annelerinden devir aldıkları içgüdüleri
ile ancak buraya kadar getirebildiler. Teknolojiyi sadece gerek duyduğunda
kullanmış olan bu nesil, teknolojiyi her saniye kullanan çocukları tarafından itekleniyor fakat kendilerinin başlattığı bireysellik ve
eşitlik paradigmasının ikinci ayağına yani şeffaflık aşamasına geldiklerini
göremiyor ya da kabullenemiyorlar.
Kendilerinden bir önceki kuşak,
savaş görmüş, acılar çekmiş bir kuşak idi. Her şeyi kollektif düşünür, herşeyi
birlikte yaparlardı. O günlerden kalma deyişle, hepsi birisi ve birisi hepsi
için idi. Bugünün gençlerine, Millenium kuşağına analık babalık yapanlar,
onların bu kollektif felsefesini yıktılar, bireysellik ve eşitlik paradigmasını
getirdiler. Şimdi kendi çocukları, bu paradigmayı yukarı taşıyor, yepyeni ve
alışılmamış değerler katıyor, eski değerleri yerle bir ediyorlar. Hiç şüphesiz,
ilk darbeyi yeme içme alışkanlıkları ve mutfaklar alıyor. Herşeyin şeffaf
olmasının zorunlu olduğu günümüzde, mutfaklar da şeffaf olacaklar: içleri görünecek,
salonun bir köşesine ve hatta tam ortasına bile konacaklar. Garip gelebilir
fakat bunu öncelikle kızlar istiyorlar. Çünkü hiç kimseye, kendi çocuklarına
bile hizmet etmek istemiyorlar.
Beyin bu kadar değişebilir mi?
Yoksa bunu zaten beyin mi istiyor? Bu trendin sonu yeni bir paradigmaya gebe
olabilir mi? Gelecekte mutfak diye bir yer kalmayacak mı? Bütün bu ve benzer
soruların cevabı çok basit: yükselen her paradigmanın, maksimum bir tepe
noktası vardır. Bu tepe noktasına yaklaştıkça, çıkış yavaşlar çünkü sistem
kendisini taşımakta giderek zorlanmaya başlar.
Bir yandan kendi artan ağırlığı
ile hantallaşırken öte yandan, dipten gelen yeni paradigmanın dalgaları ile
giderek daha fazla sarsılmaya başlar ve nihayet yıkılır. Bu eğriyi gözlemlemek,
özel bir ihtisastır, özel bir çalışma alanıdır: üniversiteler, özel ve kamusal
teknoloji kurumları ile şirketlerde faaliyet gösteren istisnasız bütün Ar-Ge
birimlerinin, konu ile ilgili araştırmalarının takip edilmesini gerektirir. Bu
çalışmaları yapan biri olarak, önce kapalı ve sonrasında şeffaf, günümüzün
bütün mutfak terminolojisinin önümüzdeki 50 yıl içine mutlak surette
değişeceğini, hatta tamamen biteceğini iddia ediyorum. Bu, benim arzum değil,
gelecek çalışmalarımda ortaya çıkan bir zorunluluk.
Özlem Yan Devrim
Endüstriyel Tasarımcı - Tasarım ve Trend Danışmanı
Applied Futurist
www.trendssoul.com
25 Ekim 2015 Pazar
KÜÇÜK MUTFAKLARDA TRENDLER ve GELECEĞİN ŞİFRELERİ
Boyut Yayın Grubu - Banyo Mutfak Dergisi - No. 103- Ekim/Kasım 2015
Endüstriyel Tasarımcı / Trend Danışmanı
Uygulamalı Fütürist (Applied Futurist)
@trendssoul
Sayfa güncelleme tarihi : 10.01.2016
24 Ekim 2015 Cumartesi
KÜÇÜK MUTFAKLARDA TRENDLER ve GELECEĞİN ŞİFRELERİ
KÜÇÜK MUTFAKLARDA TRENDLER VE GELECEK
Küçük mutfak tadilatlarında ilk koşul,
doğru yerleşim planını tasarlamaktır. Bu plan ilk adımda, estetik kaygılardan uzak,
saklama / temizleme / hazırlama / pişirme / bekletme / sunuş sürecine hiç
sıkıntısız ve hatta (maksimum düzeyde) konforlu bir cevap verebilecek içerikte
olmalıdır. Tasarımcı bu planı, ailenin demografik, sosyolojik, kültürel, ekonomik
yapısını göz önüne alarak, ev sahibi ile birlikte yapmak zorundadır. Mutfak
trafiği (nde iş adımları) olarak adlandırılan, hiçbir şekilde trend alanlarına
girmeyen bu süreç, ailenin alışkanlıkları ile özel kriterlerine bağlı olduğu
için tasarımcı, teknik uyarılar dışında keyfi davranma lüksüne sahip değildir ve
ailenin onayı ile tamamlanmadıkça, estetik çözümler ile ürün seçimlerine de geçilemez.
Küçük mutfaklardaki detaylar ile estetik
çözümler ve kullanılan ürünler, tasarımcının maharetini göstermesinin
beklendiği yerlerdir. Günümüzde giderek artan şehirleşme trendi ile yoğunlaşan
nüfus, arz talep dengelerini de bozarak şehirlerde
yaşamayı giderek daha pahalı hale getiriyor
ve konutlar giderek küçülüyorlar. Teknolojik ilerlemenin getirdiği konfor ile
farkındalık, geleneksel/yerel trendler ile örf ve adetleri bozuma uğratarak
aile kurma ve/veya çocuk sahibi olma oranlarını
düşürüyor, boşanmalar artıyor ve büyük konutlara olan talep (zaten) azalıyor.
Mutfak ihtiyaçları, küçülen her şeye paralel olarak alışveriş alışkanlıklarını
da değiştiriyor; giderek küçülen
ambalajlı ürünlere olan talep her gün artıyor. Birbirlerinin içine geçmiş,
birbirlerini türeten bütün bu global trendlerin yoğun baskısı altında mimarlık
da nasibini alıyor; adeta gün geçtikçe daha bir mühendisleşiyor, dahice minimal
çözümler bulma yolunda evriliyorlar.
Donmuş
ve/veya hazır endüstriyel ürünlerin getirdiği rahatlıkla küçülebilme ve
hatta salonun bir kenarında dekoratif bir görsellikle var olabilme şansını yakalayan
yeni mutfak alanları, geleneksel konumları ve kullanım alışkanlıkları ile cazibesini
hiç kaybetmeyeceğe benzeyen eskilerine asla baskın olamıyorlar. Eski ve
geleneksel alanların varlığını güçlendiren başlıca üç etken var: endüstriyel
ürünlerin yarattığı endişelerden doğan sağlıklı yaşam/yeme/içme trendi; bu
trendin beslediği, geleneksel tencere yemeklerindeki damak tadına tutku ile
yemek maliyetlerindeki ucuzluk; kadının anaerkil tutumunu sergileyebildiği tek
yer, evin en üst derecedeki sosyalleşme ve paylaşma mekanı olmaları. Belki bir dördüncü etkeni de eklemekte fayda olabilir: eski ve geleneksel
mutfaklar, bir zamanlar deneysel yaratım süreçlerinin laboratuvarları gibi de
kullanılırlardı, belki halen bu özlemi duyanlar da vardır.
Küçük mutfaklar küçük ev aletlerinin
daha da küçülmesine, büyük detayların daha minimize olarak hayatımıza
girmesine, malzeme ve imalat teknolojisinin de gelişmesine sebep oluyorlar. İlk
çıktıklarında küçük bir valiz kadar olan mutfak robotları bugün bir mutfak
çekmecesine girebiliyorlar. Deneysel mutfak yaklaşımları ile tencere, tava gibi
objeler daha komplike aletler halini alıyor, elektrikle çalışıyor ve
sensörlerle kontrol ediliyorlar. Çok yakın bir gelecekte "eşyaların
interneti" denilen teknoloji ile mutfak aletlerimiz hem kendi aralarında ve
hem de bizlerle iletişim kuracaklar. Bizden öte, marketle iletişim kurup biten
ürünlerin siparişlerini bile verecekler. O günler geldiğinde, küçük mutfaklar kesin
zaferlerini ilan etmiş olabilecekler mi diye düşünmenin bir anlamı yok.
Teknoloji geleceği belirliyor ve önünde durmanın imkanı yok. Fakat mutlaka
birkaç istisna kalacak: çok, çok zenginlerin evlerinde kocaman mutfaklarda
tencere yemekleri pişirilecek ve ziyafet sofraları kurulacak. Çok, çok
fakirlerin evlerinde, aluminyum tencerelerde sebzeler kaynatılacak, belki hala
odun ateşinde.
İşte o zaman, küçük mutfak
tadilatlarında ilk koşul, doğru yerleşim planını tasarlamak olmayacak. Hazır
planlarla, estetik kaygılardan uzak, saklama / temizleme / hazırlama / pişirme
/ bekletme / sunuş süreciyle hiç ilgisiz, maksimum düzeyde konforlu hazır cevaplar olacak. Her aile veya
birey, kendi demografik, sosyolojik, kültürel, ekonomik yapısını göz önüne
alarak, kendi planını internetten seçecek.
Bir zamanlar mutfak trafiği (nde iş adımları) olarak adlandırılan, hiçbir
şekilde trend alanlarına girmeyen bu süreç, ailenin veya kişinin alışkanlıkları
ile özel kriterlerine bağlı olmak bir yana, tamamen hayatından çıkacak. Estetik
çözümler ile ürün seçimlerini, internetteki robotik programlar yapacak. Kişisel
tercihler ortadan kalkacak, insanlar tek tip olacaklar. Güzel olup olmayacağı
bilinmez, fakat teknolojinin getireceği tembellik
diz boyu olacak, o kesin.
Özlem Devrim
Trend Danışmanı & Endüstriyel Tasarımcı
www.trendssoul.com
25 Eylül 2015 Cuma
YEREL ve GLOBAL TRENDLERİN ŞİFRELERİ
1) Siz Türkiye’de Trendler hakkında tez yazan ilk kişisiniz. Çok popüler olan ‘trend’ kavramının akademik anlamda karşılığı nedir?
Günümüzde hemen her alanda, her uzmanlık dalında bir tamlayan olarak karşımıza çıkan trend kelimesi, gelip geçici heveslerin ifadesinden uzgörü tahminlerine kadar, her bir farklı durumu betimlemek için kullanılan, geniş frekanslı algı alanına sahip bir kavramdır. Yükselen ve alçalan her türlü sanatsal, teknolojik, ekonomik, politik, sosyolojik... gibi eğrisel hareketlerin göstereni olarak kullanılır. Akademik analizin ilk adımında trendler, yerel ve global olmak üzere iki grupta incelenirler. Her iki grubun nasıl oluştuğu ve/veya oluşturulduğu, bazıları birbirlerinden bağımsız, bazıları birbirlerinden etkilenen pek çok girdiye bağlı karmaşık/grift bir konudur.
2) Trendleri yerel ve global olmak üzere ikiye ayırdınız. Bunu biraz açarmısınız?
Detaylarına (ve sebeplerine) inmeden, temelde/basit birkaç farklı özellikleri olduğunu söyleyebilirim: yerel trendler, doğaları/kökenleri gereği çok uzun ömürlü olabilirler fakat global trendlerin etkisi genellikle on seneden fazla sürmez. Buna karşılık, yerel trendlerin globalleşebilmeleri çok ender görülür fakat global trendler bütün yerel trendlere baskın olurlar/olabilirler. Yerel trendler, geleneksel fakat global trendler bilimsel ve teknolojik kökenlidirler. Yerel trendler üreyemezler ancak toplumsal potansiyelin yeterli olduğu koşullarda kendilerini yenileme yetenekleri olabilir. Global trendler ise toplumdan bağımsız olarak doğar, gelişir ve sürekli değişirler. Yerel trendlerin ne yönde evrilebileceklerini görmek, içinde yaşayan bir trend uzmanı için oldukça kolaydır hatta bu yönde bir etkisi bile olabilir. Oysa ki global trendleri ön görebilmek, depremleri belirleyebilmek kadar zor ve çoğu zaman (çoğu trend uzmanı için bile) imkânsızdır.
3) Bu açıklamanın ardından gelebilecek tek bir soru var: 'trend uzmanlığı' nedir, akademik anlamda bu uzmanlığın eğitimi var mıdır?
İkinci sorunuza cevap verirken, yani yerel ile global trendlerin farklılıklarını açıklarken "yerel trendler üreyemezler" demiştim. Bu tez ile, trend uzmanlığı konusunun/mesleğinin, sadece global trendleri kapsadığını da ima etmiş oldum. Evet, yerel trendlerin uzmanlığı diye bir şey söz konusu olamaz. Fakat burada çok önemli bir ayrıntı var: Coğrafi anlamda yerel olmakla bilimsel/teknolojik anlamda yerel olmak, birbirlerinden taban tabana farklı iki durumu ifade ederler. Birinci sorunuza verdiğim cevap, yani trendleri yerel ve global olarak ikiye ayırmak, bilimsel ve teknolojik anlamda global trendleri belirleme yeteneğinden mahrum coğrafyalardaki ülkelerden bir bakışın ifadesi idi. Çünkü, bilimsel düzeyleri ve teknolojileri ile global trendleri belirleme yeteneğine sahip coğrafyalarda (sürekli üreyen / üretilen) yerel trendler kavramı, kendiliğinden global trendler olmak özelliğini kazanırlar. Böyle bir analiz bize, trend uzmanlarının nasıl ve nice ortamlardan çıkabilecekleri konusunda bir ipucu da verir. Fakat, bu ipucu asla bir kesinlik taşımaz çünkü bilimsel analizlerden biliriz ki mutlak doğru yoktur. Yani, ana dili İngilizce veya Almanca olanların hepsi 'trend uzmanı' olamazlar ve ana dili Türkçe olan biri de 'trend uzmanı' olabilir. Başka bir şekilde ifade edeyim: Bu soruyu, örneğin bir Amerikan kökenli trend uzmanına sormuş olsaydınız, öncelikle trendleri yerel ve global olmak üzere ikiye ayırmayacak ve doğrudan kavramın açıklamasını yapacaktı. Ben daha kavramın kendisini açıklayamadım ve burada, neredeyse mutlak sayılabilecek bir varsayımı da hatırlatmam gerekiyor: coğrafi anlamda her bölgeden/ülkeden trend uzmanı çıkabilir fakat geri kalmış coğrafyalardan (moda alanı hariç) asla trendsetter çık(a)maz. Sözün kısası, futurism / trendsetter / trend expert kavramları hep birlikte ele alınması gereken, birbirlerine içkin alanlardır.
Bütün bu ön açıklamalardan sonra sorunuza, yani trend uzmanlığının nasıl ve nice bir kavram olduğuna ancak şimdi cevap verebilirim. Futurism alanı ile birlikte / kapsamında ele alındığı birkaç istisna dışında, trend uzmanlığı konusunda formel bir eğitimin olmadığını söyleyebilirim. Akademik dili bir kenara bırakarak konuşacağım: Trend uzmanlığı, bir kehanet konusu değildir, yani trend uzmanları kristal küre kullanmazlar. Basit bir örnekle, herkesin kolayca anlayabileceği dilden söyleyecek olursam, trend uzmanlığı kahve falına bakmak gibi bir şeydir. Kristal kürede hiçbir veri bulunmaz fakat kahve fincanında, bakana ilham veren bazı veriler/işaretler bulunur. Burada iki taraf vardır: kahveyi içen ve kahve falına bakan. Kahvenin hazırlanmasını yani ilk adımdaki mutfak sahnesini (futures studies: geleceklerin çalışmaları) bir kenara bıraktığımızda, kahveyi içen(ler) 'trendsetter' konumunda olan, yani trendleri belirleyen otorite(ler)dir. Onların içtiği kahvenin fincanda kalan izlerini okuyan(lar) ise 'trend uzmanı'dırlar. Buradan kolayca anlaşılacağı gibi, trendsetter konumundaki otoriteler bir araya gelerek, ortak bir eylemle bir karar alırlar. Bu karar, çok yakında piyasaya sürülecek bir trendin ipuçlarını taşır, hatta (o anda) ta kendisi de olabilir. Bu izleri daha fincanda (hatta fincan daha mutfakta) iken okuyabilenler ancak 'trend uzmanı' olabilirler. Burada verdiğim örnek, çok iyi anlaşılmıyor olabilir fakat akademik dille (örneksiz) bu zincirleme reaksiyonu anlatabilmek tam anlamı ile bir tez yazmayı bile gerektirir. Fincanın mutfakta olması ifadesi ile üniversite ve ilgili kurumların laboratuarlarına gönderme yaptığımın bilinmesinin, bu sohbetin daha iyi anlaşılabilmesine bir katkı yapabileceğini umuyorum
4) Herkesin hemen hemen fikir sahibi olduğunu düşündüğü trend alanının tasarım ile olan ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye’nin bu konuda çok gelişmediğini biliyoruz, sebepleri neler sizce?
(Global) trend kavramı iki, beş ve on yıl içinde toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından sorgulanmadan kabullenilen her türden eğilimleri (davranışları, hareketleri, tepkileri, durumları..) tanımlamakla birlikte dilimizde çoklukla moda ile karıştırılmaktadır. Moda, bilinirliği çok yüksek, hemen herkes tarafından takip edilen bir alandır ve herkesin kendi modası, kendi fikirleri vardır. Algıda bir kayma olduğunda, trendler de kendi özgün alanlarından dışlanırlar, moda kapsamında değerlendirilirler. Oysa ki moda, uygulamalı sanatların bir dalı olarak, trendin bir çıktısıdır: moda, orijinal kökeninde olduğu şekli ile ('fashion trends' bağlamında) trendleri olan, trendleri hemen her mevsim değişen bir tasarım alanıdır. Bu tasarım alanı, tekil olarak uygulandığında bir 'salt sanat' ve seri üretim için uygulandığında ise bir 'endüstriyel sanat' dalıdır. Tasarım alanının bence en zor dalıdır ve sanatçılarını her zaman takdirle takip ettiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Sorunuzun doğrudan cevabına gelince: tasarım, her akıl sahibi insanın doğuştan sahip olduğu bir yetenektir, eğitimle geliştirilebilir. Salt sanat alanındaki tasarımları bir kenara bıraktığımızda, endüstriyel tasarımın mutlaka trendlere uyum sağlaması gerektiği gerçeği ile yüzleşiriz. Çünkü trend kavramının içeriği tasarımla doldurulamaz, bilim ve teknoloji ile doldurulur. Endüstriyel tasarım, bilim ve teknolojinin ürünü/çıktısı olan trendlerin estetik kabuğudur ve sizin de sorunuzda belirttiğiniz gibi Türkiye'nin bu konuda çok gelişmediğini biliyoruz. Bunun başlıca sebebi, (endüstriyel) tasarımcılarının bile işsiz olduğu koşullarda ekonomik savaş veren ülkemizde, trend uzmanlığı alanının tamamen boş bırakılmış olmasıdır. Trend uzmanının rehberliğinde olmayan hiç bir tasarımın piyasada satma şansı yoktur ve endüstriyel tasarımcıların her birinin trend uzmanı olabilmesi de tamamen imkansızdır, hayaldir.
5) Siz çok yönlü, disiplinlerarası çalışan birisiniz. Mesleğinizde bunun etkilerini ne şekilde görüyorsunuz?
Trend uzmanlığı her alanda/meslekte söz konusu olan bir kavramdır fakat kişinin veya kurumun öncelikle kendi mesleğinde uzman olması gerektiği ilk ve vazgeçilemez ön koşuldur. Mesleğinde uzman olmayan, o meslek alanında trend uzmanı da olamaz. Moda kavramını da dışarıda bırakıp tasarım ve tasarımcı kavramlarının içeriğini daraltarak "endüstriyel tasarım" ile kısıtlanmış dar alanda söylemem gereken şey de tam budur. İkinci koşul, global ölçekte takip ve analitik düşünce ile olasılıklar hesaplarını, yani bilimsel anlam içeren varsayımları üretebilme yetisidir.
Bu bağlamda (dar alanda) bir endüstriyel tasarımcının ilk açmazı, trend uzmanlığı yolunda kendisine verilmiş veya verilebilecek hiçbir eğitimin olmamasıdır. Trend uzmanı olabilmek için dünya mutfağını takip etmek, hem mühendis, hem sanatçı olmak da yetmez; psikolog ve hatta filozof ve yazar da olmak gerekir. Bence dünyanın bu en zor mesleğinde, patronların dışında, dünyanın en narin tasarımcıları ve en yetenekli mühendisleri ile işbirliği içinde çalışmak ve uyum sağlamak mecburiyeti vardır. Uzmanlığını bir kenara bırakalım, teknolojiye bağlı ve bağımlı olan bu mesleğin en basit halini bile herkes yapamaz. Herkes doğuştan tasarımcıdır; tasarım yeteneği ile donatılmış bir beyinle doğarız fakat herkes profesyonel anlamda tasarımcı olamaz. Herkes kendi ana dilini konuşur ve yazar ama herkes roman yazamaz. Endüstriyel tasarım ile trend uzmanlığının olmazsa olmaz ortak yanı, analitik düşünce zorunluğudur. Bu bağlamda endüstriyel tasarım mesleği, salt sanat değildir. Bu mesleğin trend uzmanlığı ise, başlıbaşına bir özveri ister, hayatın her dakikasını ister.
Özlem Devrim
Trend Uzmanı - Endüstriyel Tasarımcısı
www.ozlemdevrim.com
15 Temmuz 2015 Çarşamba
3 Haziran 2015 Çarşamba
İNSANIN TASARIMLARI ÖLÜMLÜ, DOĞANIN TASARIMLARI ÖLÜMSÜZDÜR.
Özlem (Yan) Devrim hakkında
2010 yılında “trendlerin ve dönemsel eğilimlerin ürünler
üzerindeki etkileri” konusunda yazdığı yüksek lisans tezi ile, ülkemizde
trendler alanındaki ilk akademik çalışmayı yaptı. Birçok yarışma ve projede
danışma kurulu / jüri üyelikleri ile üniversitelerde yarı zamanlı öğretim
görevleri yaptı / yapıyor. Tasarım
Yönetimi ile Trend Yönetimi alanlarında
seminer ve konferanslar veriyor. Sanat,
moda, trendler, tasarım felsefesi ve benzer konularda yayınlanmış pek çok makalesi var. Gelecek(ler) çalışmaları (futures studies) bağlamında trendler konusunda ipuçları taşıyan
akademik araştırmalarının bir kısmını, birincil kaynaklarını vererek trendsSoul
adlı sitesinde paylaşıyor.
Trend
ve Trend uzmanlığı çok konuşulan ama gerçek anlamda bilinemeyen bir konu. İşin
uzmanı olarak, trend nedir, nasıl oluşturulur?
Günümüzde
hemen her alanda, her uzmanlık dalında bir “tamlayan” olarak karşımıza çıkan trend kelimesi, gelip geçici heveslerin
ifadesinden uzgörü tahminlerine kadar, her bir farklı durumu betimlemek için kullanılan, geniş
frekanslı algı alanına sahip bir kavramdır. Yükselen ve alçalan her türlü
(sanatsal, ekonomik, politik, sosyolojik…) eğrisel hareketin göstereni olarak kullanılır.
Trend kavramı iki, beş ve on yıl içinde toplumun
büyük bir çoğunluğu tarafından sorgulanmadan kabullenilerek uygulanan (alışkanlığa
benzer) her tür davranışları, hareketleri, tepkileri, durumları... tanımlamakla
birlikte dilimizde çoklukla “moda” ile karıştırılmaktadır. Moda, uygulamalı
sanatların bir dalı olarak, trendin bir çıktısıdır (fashion trends).
Trendlerin
nasıl oluşturulduğu, pek çok girdiye bağlı/bağımlı bir konudur. Yerel ve global
trendlerin çıkış nedenleri de birbirlerinden taban tabana farklıdır.
Trend(leri) oluşturmak, asla ve asla tek bir kişinin (global ölçekte tek bir
kurumun) gücü ve sınırlarını aşar. Trendsetter
(trend belirleyici) kavramı ile tanımlanan bireyler ve kurumlar, topluca
(aralarında anlaşarak) trend hareketlerini başlatırlar.
Trend uzmanı (kendi
alanında) trendler daha tomurcuk halinde iken (global ölçekte) görebilen ve danışmanlığını
yaptığı kişi veya kuruluşların ürünlerini, yöntemlerini, sistemlerini...
geleceğe yönelik şekillendiren kişidir. Olmuş bitmiş (uygulanmakta olan)
trendlere uyum sağlamak, rekabette yarar sağlamaz.
Trend
uzmanlığına giden yolda tasarımcılar nelerle karşılaşırlar okurlarımız için
anlatır mısınız?
Trend uzmanlığı, işletme / iletişim
/ pazarlama / sosyoloji / siyaset... gibi her alanda söz konusu olan bir
kavramdır. Moda kavramını da dışarıda
bırakıp tasarım ve tasarımcı kavramlarının içeriğini
daraltarak "endüstriyel
tasarım" ile kısıtlanmış dar alanda sorunuza kısaca cevap vermeden
önce ilk söylemem gereken şey, kişinin (veya kurumun) öncelikle kendi
mesleğinde "uzman" olması gerektiğinin ilk ve vazgeçilemez ön koşul
olmasıdır. Mesleğinde uzman
ol(a)mayan, o meslek alanında trend
uzmanı da ol(a)maz. İkinci koşul,
global ölçekte takip ve analitik düşünce ile olasılıklar hesaplarını, yani bilimsel anlam içeren (ispatlı) varsayımları
üretebilme yetisidir. Kainatta hiçbir şey mutlak değildir fakat mutlağa çok
yaklaşabilen varsayımlar (olasılıklar) üretilebilir. Burada en kritik nokta, kainatta var olan
canlı veya cansız her şeyin, kendine özgü bir geleceği olduğunu asla
unutmamaktır. Yani kainatta tek bir gelecek yoktur, gelecekler vardır; kainatın
da kendisinden başlamak üzere, içeriğindeki en küçük parcacığa kadar her şeyin
kendine özgü bir geleceği vardır.
Bu bağlamda bir endüstriyel
tasarımcının ilk açmazı, trend uzmanlığı yolunda kendisine verilmiş ve/veya
verile(bile)cek hiçbir eğitimin olmamasıdır. Trend uzmanı olabilmek için hem
mühendis, hem sanatçı olmak da yetmez;
psikolog ve hatta filozof ve yazar... da olmak gerekir. Çünkü (bence) dünyanın bu en zor
mesleğinde, patronların (karar mekanizmalarının) dışında, dünyanın en narin
tasarımcıları ve en yetenekli mühendisleri ile işbirliği içinde çalışmak ve
uyum sağlamak mecburiyeti vardır. Uzmanlığını bir kenara bırakalım, teknolojiye
bağlı ve bağımlı olan bu mesleğin en basit halini bile herkes yapamaz. Herkes
doğuştan tasarımcıdır; tasarım yeteneği ile donatılmış bir beyinle doğarız
fakat herkes profesyonel anlamda tasarımcı
olamaz. Herkes kendi dilini konuşur, ana rahminde dilinin seslerini duyar
fakat herkes yazar olamaz. Her
ikisinin de ortak yanı, analitik düşünce zorunluğudur.
Bu bağlamda endüstriyel tasarım mesleği, salt
sanat değildir.
Yılın
trendlerini belirlerken, hangi noktalardan yola çıkarsınız
Endüstriyel
tasarımcıların sanatçı olmadığı ama sanattan beslendiği temel gerçeğinde olduğu
gibi trend uzmanlarının da birer kahin
olmadıkları kesindir. Geleceği okumak / öngörmek, trendleri belirlemek başlıbaşına
bir ihtisas işidir ama istisnasız her konuda ihtisası gerektirir. Hiçkimse kendi başına trend oluşturamaz fakat
bazıları trendleri önceden belirleyebilir; bu ender kişilerden biri olduğumu
düşünüyorum. Hangi noktalardan yola çıktığım sorusuna ise sizi gülümsetecek bir
cevap verebilirim ancak: bütün noktalardan... Şaka bir yana, trendleri
belirleyebilmek, depremleri belirleyebilmek kadar zor ve çoğu zaman
imkansızdır. Deprem bölgeleri kesinlikle bilinir ama bütün bölgelerde
kesintisiz ve hassas ölçümler yapmadıkça, depremin yerini ve zamanını önceden
tahmin etmek mümkün değildir. Bu bağlamda ben, trendleri kaçırmış şirketleri,
depreme yakalanmış çürük binalara benzetirim.
Ev&Stil fuarındaki çalışmalarınız hakkında
bilgi verir misiniz?
Ev&Stil
fuarının ilk çalışmalarına 2015-2016 dekorasyon trend şifrelerini oluşturarak
başladım. “Contemplation of Nature” yani “Doğanın Tefekkürü” ana temasının
altında kurguladığım trend şifrelerimde 2002 yılında yazdığım ilk makaleme (Tasarım Kavramı Üzerine bir Deneme)
atıfta bulunarak ana temayı Doğanın
Tasarımları ve İnsanın Tasarımları olmak
üzere ikiye ayırdım. Makaleden
birkaç alıntı ile temayı açıklamaya çalışayım:
“Tasarım, en mükemmel örnekler
ile doğa tarafından yapılmış olduğunda göre benzersiz,
hayranlık verici, kusursuz özellikleri ile bir sanat eseridir... Sanatın ne olduğu sorusu, sanat eserinin nasıl ve
nice olması gerektiğini içeren tüm sorular, doğanın tasarımlarında en
tartışmasız/doğru cevaplarını bulur.... İnsanın tasarımları ölümlü, doğan tasarımları ölümsüzdür... İnsanoğlu, sadece
eserlerini değil, yöntemlerini de kopyalar doğanın.... Düşüncenin henüz
üretmediği fakat kendi içinde yarattığı şey, tasarımdır ve soyuttur, henüz var olmamıştır fakat vardır!.. O bir ruhtur ve düşüncenin kendisini somuta
üflemesini bekler.”
Özlem Devrim
Trend Uzmanı - Endüstriyel Tasarımcısı
www.ozlemdevrim.com
2 Haziran 2015 Salı
İNSANIN TASARIMLARI ÖLÜMLÜ, DOĞANIN TASARIMLARI ÖLÜMSÜZDÜR.
Dekotrend Dergisi Ev&Stil Fuarı Özel Eki - 2015
Endüstriyel Tasarımcı / Trend Danışmanı
Uygulamalı Fütürist (Applied Futurist)
@trendssoul
Sayfa güncelleme tarihi : 10.01.2016
16 Mart 2015 Pazartesi
FUTURISM / TRENDLER / ENDÜSTRİYEL TASARIM ÜÇGENİ
Tasarım, Endüstriyel Tasarım ve Sanat kavramlarının
analitik ilişkisi
Türkçe dilindeki en temel
rahatsızlık, kavram kargaşasıdır. Tasarım
ile endüstriyel tasarım kavramları -biri
diğerinin türevi olmakla birlikte- birbirlerine taban tabana zıttırlar. Bütün
insanlar doğuştan tasarımcıdır ve bu yönüyle diğer bütün canlılardan
farklıdırlar. Tasarımcılığın bir doğal uzantısı olarak, bütün insanlarda sanat
yeteneği de vardır; binlerce yıl öncesinden, mağaralardaki duvar resimlerinden
ve süslenme amaçlı kalıntılardan bunu anlamak mümkündür. Tasarım ve sanat,
ayrılmaz ikili olarak genetiğimizde vardır. Fakat, endüstriyel tasarım, biz
insanların genetik olarak, doğuştan sahip olduğumuz bir yetenek değildir, bir salt sanat değildir, endüstriyel
tasarımcı da bir salt sanatçı değildir
çünkü:
1. Endüstriyel ürünler, önceden belirlenmiş ticari amaçlarla
yapıldıkları için, salt sanat değeri taşımazlar.
2. Endüstriyel ürünler, kişisel soyut değerlerin bir ifadesi
olmadıkları için , salt sanat değeri taşımazlar.
3. Endüstriyel ürünler, teknolojiye bağlı/bağımlı oldukları için, salt
sanat değeri taşımazlar.
4. Endüstriyel ürünlerde sanat, tüketiciyi "satın almaya
kışkırtmak için" kullanıldığından -yani sanat ürüne bir ard niyetle gizlendiğinden-
salt sanat değeri taşımazlar.
5. Endüstriyel ürünler, seri olarak üretildikleri için, salt sanat
değeri taşımazlar.
6. Endüstriyel ürünler, zaman içinde "geliştirildikleri /
iyileştirildikleri / yenilendirildikleri" için, salt sanat değeri taşımazlar.
7. Endüstriyel ürünler, tek bir sanatçının değil, önceden belli
bir konuya yönlendirilmiş / güdümlenmiş bir ekibin ortak çalışması olduğu için,
salt sanat değeri taşımazlar.
8. Endüstriyel ürünler, tıpkı mimarlık ürünleri gibi
"işlevsel / fonksiyonel" olmak zorunlulukları ile, salt sanat değeri
taşımazlar.
21.
yüzyılda nano bilimler ile nano teknoloji alanında ülkemizin konumu
Günümüzde
nano teknoloji ile ülkemizde üretildiği bilinen bazı ürünler var. Fakat yaygın
anlamda sanayide kullanılmadığı da bir acı gerçek. Oysa ki geleceğin yüksek
katma değerli bütün ürünleri, nano teknoloji ile imal edilecekler. Belli başlı
üniversitelerimizde, TOBB / Bilkent / Sabancı / Erciyes / Hacettepe / Adana BTÜ
ve daha birkaç üniversitemizde lisans ve/veya lisansüstü eğitim veriliyor.
Fakat bütün bunlar yetersiz. Bütün dünyada nano teknolojik tabanlı eğitim / araştırma
ve imalatlar, devlet ve vakıflar tarafından limitsiz bir şekilde destekleniyor
ve teşvik ediliyor; fon şirketleri aracılığı ile halktan toplanan iştirak
payları ile dev şirketler kuruluyor. Bu alana akıtılan kaynakların haddi hesabı
yok. Oysa ki ülkemizdeki üniversitelerin, basın organları vasıtası ile
yatırımcı aradıklarını okuyoruz.
Ülkemizin geleceğe hazırlanmasında
temel alınacak kaynaklar ve koşullar
Bütün dünya
üniversitelerinin ve hakemli dergilerin yayınlarının günlük olarak takip edilmesi
gerektiğine inanıyorum. Ülkemizde bu alanda ciddi bir otorite olmadığı için, geleceğimizle
ilgili gördüğüm bütün yayınların bu birincil kaynak linklerini blogumda yayınlamaya
çalışıyorum. Bültenlerin hepsinde, yapılan bir araştırmanın gelecekte hangi
alan(lar)da kullanılabileceği konusunda da öngörüler (niyetler/amaçlar vb.)
var. Bu bültenleri takip eden herhangi biri, 10/20/30/40... yıl sonra neler
olabileceğini öngörebilir; bunları kullanarak çeşitli gelecek(ler) senaryoları
yazabilir. Üniversitelerimiz, araştırma hedeflerini bu kaynaklara dayanarak
konumlandırabilirler. Bu arada,
ülkemizde ciddi bir futurist ve trend uzmanı sıkıntısı olduğunu görmek lazım. Futurism
veya trendler konusunda uzmanlaşmak isteyenlerin, kaynakça vermeyen populist
internet siteleri ile kopyala-yapıştır yayıncılığına itibar etmemesi gerektiğini
özellikle belirtmeliyim. Özellikle de vurgulamalıyım ki sokak trendleri
bile üniversite araştırmalarında tomurcuklanıyorlar ve geleceğin sokakları da
nano teknolojik ürünlerle dopdolu olacak. Bilim ve teknoloji alanında geride
kalmış bir ülkenin gelecek senaryolarını başkalarının yazacağını söylemek
kehanet değilken, trend oluşturmak / eğilimleri belirlemek ve kopya edilmek konusunda
iddialı olacağını düşünmek de hayal kurmaktan farksızdır.
Gelecek senaryolarında futurism
uzmanlığının rolü ve gerekliği
İnsanlar,
kişisel gelecekleri hakkında planlar yaparken, içinde yaşadıkları toplumun
nesnel koşullarından mutlak surette etkileneceklerini bilirler. Bireysel senaryoların
nesnel bir toplamı yapılamaz ama toplumsal şartların bu senaryoların
gerçekleşmesindeki nesnel rolü öngörülebilir hatta ölçülebilir. İşte burada temel
rol, futurist olarak adlandırılan uzmanlara düşer. Bireysel senaryolara çözüm
üretebilecek yol ve yöntemleri bütünüyle kapsayan çok çeşitli / birbirlerinden
farklı senaryoları üretmek ve tartışmak, bu uzmanlık alanının işidir. Ne yazık
ki bu uzmanlık, formel eğitimle sahip olunamayacak kadar karmaşıktır; gelişmiş
ülkelerin ders kitaplarında yol ve yöntemlerinden bahsedilir ama bir disiplin
değildir. Öngörülere dayanır ve çeşitli koşulları ile nesnel ilişkileri içinde
incelenir.
Trend
Nedir, Ne Değildir? Futurism ile ilişkisi nedir?
Günümüzde
hemen her alanda, her uzmanlık dalında bir
”tamlayan” olarak karşımıza çıkan trend
kelimesi, gelip geçici heveslerin ifadesinden uzgörü tahminlerine kadar, her
bir farklı durumu betimlemek için kullanılan, geniş frekanslı algı alanına
sahip bir kavramdır; yükselen ve alçalan her türlü (sanatsal, ekonomik,
politik, sosyolojik...) eğrisel hareketin göstereni olarak kullanılır.
Trend kavramı (bir “gösteren” olarak) iki, beş ve on yıl içinde toplumun büyük bir
çoğunluğu tarafından kabullenilerek uygulanan / yapılan her tür davranışları,
hareketleri, durumları tanımlamakta kullanılmakla birlikte dilimizde çoklukla
“moda” ile karıştırılmaktadır. Trend kavramı, dilimizde kullanıldığı şekli ile
algıda “moda” kavramını çağrıştırıyor
olsa da, pratikte moda (fashion) kendi başına bir disiplindir ve moda, trendin bir çıktısıdır (fashion trends: moda
trendleri).
Trend
kavramı, futurism / gelecekçilik kavramı ile de sıkı sıkıya bir ilişki
içindedir ve asıl karışıklık burada yaşanır. Çünkü trend kavramı mevcut (olmuş
bitmiş) durumu fakat futurism kavramı “gelecek durumların öngörüsünü” ifade eder.
Batı dillerinde "trend setter"
diye bir kavram, dilimize "trend yaratıcı / belirleyici" olarak
çevirebileceğimiz bir uzmanlık alanı da vardır. Burada, geleceğin trendleri
ile futurism (geleceklerin öngörüsü) arasında –konuya hakim olmayanlarca- alan
kayması yaşanır. Futurism öngörüsü, henüz olmamış / gelmemiş gelecek(lerin)
senaryolarını öngörmek iken "trend setter" kavramı, olmuş bitmiş /
var olan her türlü imkandan faydalanarak, daha önce hiç olmamış nesnel veya
öznel bir şeyi topluma (güncel hayatında) kabul ettirebilmek anlamını içerir. Bu
kabul (ve kopyalanması!..), bilimsel ve teknolojik tabanlı olmak zorunluğu ile
ancak ve ancak gelişmiş ülkelerde trend setter olabileceği anlamını da
içeriğinde barındırır. Bu içerik, Afrika desenli kumaşların ve/veya İran
halılarının genel kabul görmesi veya herhangi bir mutfak aletinin renginden çok
farklıdır. Geleceğin nano teknolojik tabanlı senaryolarında, bir binanın dış
cephesi veya içindeki bir dairede kullanılan mobilyaların biçimleri konusunda
trend setter olabilmek, kullanıcılara bırakılacak kadar basit değildir.
Trendler konusunda ancak bir uzmanlıktan bahsedilebilir ki bu da (adeta) bütün
dünyayı algılayabilen antenlere sahip olmayı gerektirir. Neticede, kendi gelecek(ler) senaryolarını hazırlayamayan bir ülkede,
trend setter olabilmek bence imkansızdır; futurism ön koşuldur.
Konuyu
burada keserken ilave etmeyi çok gerekli gördüğüm bir açıklama yapacağım:
kainattan atoma kadar, var olan –canlı veya cansız- her şeyin, asla
bilemeyeceğimiz “kendi özgün geleceği” vardır. Bu nedenle tek bir
future/gelecek yoktur ve bu kavram asla “tekil” olarak kullanılamaz, özneldir ve
hiç kimse bu konuda kesin konuşamaz.
Trend
uzmanlığı ise, genel bir kavram olarak ele alındığında –örneğin- tıp uzmanlığı ile aynı bağlamda
değerlendirilebilir. Her iki uzmanlığın da sayısı belirsiz alt alanları vardır.
Benzer ve ortak yönleri, her ikisinin de üniversite ve laboratuar gibi özel
mekanlarda bilimsel çalışmalarla geliştiriliyor olmalarıdır. Trend uzmanlığının
bilimsel araştırmalarla ne ilgisi olduğu merak uyandırıyor gibi görünse de bire
bir ilgisi vardır. Bunu bu yazıda açmak imkansız fakat bir ipucu vermek
gerekirse diyebilirim ki “salt sanatsal” olmayan her şey, istisnasız her şey
teknolojik tabanlıdır ve bilimsel araştırmalarla doğar, büyür, gelişir ve
ölürler. Bu bağlamda trend uzmanlığı, futuristik (geleceğe yönelik) çalışmalarla
sıkı sıkıya ilişki içindedir. Bir nesnel örnek vermek gerekirse, geleceğin moda
dünyası bile bilimsel araştırmalarla yönlendirilecektir: sensörlerle donatılmış
giyilebilir teknolojik kumaşlar günümüzde üretilmeye başlandı bile.
Futurist olmak isteyenlere tavsiyeler
Bir; felsefe
yapın, iki; az çalışın ama çok görün ve yaşayın, üç; mesleğinizle bağlantılı ama uzağında görünen
işleri deneyin. Felsefe yaparak mesleğinizle kendinize uzaktan bakmayı ve
analitik düşünmeyi öğrenin. Az fakat verimli çalışmanın formülü, çok gezmek /
çok görmek / çok okumak / kendini yaşamak /...dır. Mesleğinizle hiç ilgisi
olmadığını zannettiğiniz demir kaynakçılığı / marangozluk / boyacılık / cam
üflemeciliği..... yapın; unutmayın ki gelecek(ler) ve trendler, teknolojiye
bağlı ve bağımlıdır.
Futurism /Trendler / Endüstriyel Tasarım
/ İnovasyon kavramlarının ilişkisi
İnovasyon ve
farklılık kavramları birbirlerinin çok içine geçmiş kavramlardır.
Yenilik(çilik) zaten farklı olmayı gerekli kılar. Bu kavramlar son yıllarda o
kadar çok kullanıldılar ki bezginlik verecek bir konuma düşürüldüler. Oysa ki
insanlık gelecek yıllarını -bir ters
orantı şekli ile- daha küçük zaman
aralıklarında daha da artacak farklılarla yaşamak zorunda kalacak. Eski
çağlarda yüz senede oluşabilen farklılıklar, gelecek(ler)de birer günlük
aralıklara bile düşebilecek. Günlük aralıklarla oluşacak farklılıklar
dünyasında bir ürünün inovatif (içinde yenilik barındırıyor) olabilmesi giderek
zorlaşacak ve hatta imkansızlaşacak. İşte bu dönemde, kişiselleşme trendi adeta tarihsel patlamasını yapacak. İstisnasız
bütün insanların tasarım ve sanat yetenekleri ile doğduğu bu dünyada, hiçbir
formel eğitim almadan bütün insanlar tasarım yapabilecek, sanat eseri
üretebilecekler. Kendi kendilerinin trendlerini belirleyecekler fakat her zaman
kişisel ve güncel kalacak, geleceklerini bilemeyecekler. İşte bu senaryoda (eğer olursa!..) günümüzün “diploma” saplantısı
çöplüğüne düşecek ve formel eğitim çoğu alanda tarihe karışacak.
Özlem Devrim
Trend Uzmanı
– Endüstriyel Tasarımcı
www.ozlemdevrim.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















