15 Ocak 2015 Perşembe

PANTONE’DEN YILIN RENGİ : MARSALA 18-1438

KIRMIZI, MOR VE KAHVERENGİNİN AHENKLİ DANSI;  MARSALA

2014 sonlarında Pantone,  2015 yılının rengini Marsala olarak açıkladı. Bu renk hakkındaki yorum ve eleştirileri o günden beri okuyoruz ve sanırım daha çok da okuyacağız. Çünkü marsala, basit bir karışımın çok ötelerinde bir karakter.  Yakın geleceğin değil, 10-20-30 yıllık gelecek dilimlerinin şifrelerini çözmeye çalışan bir trend uzmanı olarak söylemeliyim ki yılın renklerinin seçilmesinde kullanılan kriterleri bilmek / tahmin edebilmek mümkün. Fakat hangi rengin seçileceğini bilebilmek gerçekten imkansız; kriterleri bilmek yetmiyor.  Bunun başlıca iki sebebi var: birincisi, yılın renklerinin seçiminde sosyolojik, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin ağırlıklı bir rolü, etkisi var fakat hangisinin baskın olacağı konusunda tam isabetli bir öngörü mümkün değil. Çünkü bu salt nesnel bir seçim değil, içinde subjektif ve göreceli pek çok unsuru barındırıyor. İkincisi, yılın rengini seçen tek bir otorite yok ve üstelik her bir otoritenin kendi içinde –kurumsal veya değil-  bir yapısı, kendine özgü bileşenleri ve bir seçim mekanizması var.  Bu nedenle burada, bu yazıda dürbünümü bırakıp, bilimsel ve akademik dokunuşlar katarak, toprak renkleriyle güçlendirilmiş bu koyu kırmızı renk,  marsala hakkındaki düşüncelerimi ve yorumlarımı yazmakla yetineceğim.  Pantone tarafından neden seçildiğini şimdi elbette biliyorum fakat önceden isabetli bir öngörüde bulunamazdım ve bu nedenle konuyu bu tarafından ele almayacağım.

Renklerin yaşamımız üzerindeki etkileri, başlı başına bir araştırma konusudur;  ispatlanmış psikolojik ve fizyolojik olumlu ve/veya olumsuz birçok etkileri vardır. Uzakdoğu’da on yüzlerce yıldır biliniyor olan renklerle tedavi uygulamaları, pozitivist felsefenin ağırlıklı olarak kabul gördüğü ilk dönemlerde batı dünyasında şüphe ile karşılanmış olsa da günümüzde bilimsel/deneysel olarak ispatlanmış yöntemler olarak kabul ediliyorlar. Uzakdoğu bu konuda o kadar uzmanlaşmıştır ki, besinlerin bile renklerine göre değerlendirildiği tedavi yöntemlerindeki isabet, bilim dünyasını bütünüyle şaşkınlığa uğratıyor ve modern insanda hayranlık uyandırıyor. Kırmızı renkli besinlerin, canlıların kan ve dolaşım sistemleri ile olan etkileşimi günümüzde bilimsel bir gerçeklik olarak kabul ediliyor. Yeşil bitkiler, sarı bitkiler ve benzerleri üzerine konuyu genişletmek gereksiz. Besinlerin renkleri ile canlıların fiziksel sağlıkları arasındaki ilişkiyi bir kenara bırakıp, marsala’ya geri dönelim.  Renklerin fiziksel sağlığımızdaki etkilerini okurun ilgisine bırakarak, renklerin ve burada özel olarak marsala renginin, ruhsal hayatımız ile olan ilişkisine bir göz atalım. Marsala’nın endorfin, seratonin gibi hormonlarımızla nasıl etkileşime geçebileceği üzerine fikir yürütelim.   
     
Marsala; canlılık, azim, kararlılık ve dinamizmin rengi kırmızı; toprağın ve doğallığın rengi kahverengi; asalet, lüks ve itibarın rengi mor, renklerinin karışımıdır. Bu karışımın, insanlar üzerindeki ruhsal etkilerini düşününce, Pantone’un belirlediği  marsala ile bu yılımızın canlı, dinamik, doğal, lüks ve itibarlı geçeceğini umabiliriz. En azından, bu yönde empozelere maruz kalacağımız çok açık.

Pantone tarafından 18-1438 ile kodlanan ve  “sade, zarif ve etkileyici” olarak tanımlanan Marsala,  toprakla güçlendirilen şarap kırmızısı rengini temsil ediyor; Pantone katalog, hiç de şaşırtıcı olmadık biçimde -diğer bütün renkler bir yana- her yıl benzerlerini okuduğumuz şiirsel yorumlarla dopdolu.  Renk, gerçekten çok güzel fakat elbette “en güzel” değil, çünkü sübjektif ağırlıklı tercihler “en” takısını asla alamazlar, genellenemezler.  Bu tarz tercihler, her türlü eleştiriye ve yoruma açıktırlar ve hiçbiri diğerinden aşağıda veya yukarıda, yanlış veya doğru değildirler. Yukarıda dediğim gibi, marsala’nın ruhsal hayatımız ile olan ilişkisidir bizim için önemli olan; içindeki kırmızı, kahverengi ve mordur bizi etkileyecek olan, marsala’nın kendisi bile olmayabilir bence.  

Marsala bana toprağıyla birlikte olgunlaşan dolgun siyah üzümleri anımsatıyor. Bu rengi elde etmek için sadece şarap kırmızısı, kırmızı, bordo, mor tonlarında dolaşmak yetmiyor bu tonları toprakla birleştirmek de gerekiyor. Marsala, adeta yuvasına yaprak taşıyan kızıl karıncalar gibi, gözümün önünde kadehe dolan şarap gibi doğal ve büyüleyici bir hikaye anlatıyor. İtiraf etmeliyim ki Pantone, rengin yaratabileceği duyguları çok güzel ifade etmiş. 

Pantone 2015 rengi, ilhamını Sicilya'nın MArsala şarabından alıyor. Bu şarap marsala köyünde saf alkol ile güçlendirilerek üretiliyor ve köyün geleneksel şarabı olarak birçok ülkeye satılıyor.

Marsala, renk ile ilgilenen uzmanlar tarafından iki ayrı kutupta değerlendiriliyor.  Şık ve zarif (elegant) bularak rengi sevenler kadar  “fazla ağır” hatta “kasvetli”  bularak antipati besleyenler de var.  Bence bu, seçilen rengin bir şansı çünkü zıt kutupları içinde barındırabilen unsurların başarı olasılıkları her zaman daha fazladır. Örneğin,  bazı uzmanlarca fazla ağır ve kasvetli bulunan bu renk, yaşını almış bir olgunluk içine girenlerce, sıcak ve ateşli bir tercih olarak gardroplarında en geniş yeri kaplayabilir. Genç olmayan nüfusun maddi imkanlarının daha fazla olabileceği varsayımı ile düşünecek olursak, rengi kullanacak kreasyonların getirisi hakkında kötümserliğe düşmek çok komik olur. Öte yandan bu renk, parlak ve mat altın tonlarla yan yana gelince bakanları antik öğeler, bakırlar, ağır ve iç gıcıklayıcı kokulu yağdanlıklar ile dekore edilmiş oryantal bir atmosfere de sürükleyebilir. Eh, bu atmosferi yaratmak isteyenler de elbette modacıların hedef kitlesidirler. Hiç değilse bu renk, kendi zıtları (veya kendi bileşenleri) ile birlikte kullanıldığında, sıcak ve ateşli bir görünüş yaratmak konusunda asla şüphe yaratacağa hiç benzemiyor, bu kesin.  Öte yandan,  doğal tatlı yeşil tonları, parlak turkuazlar, bej ve aydınlık toprak tonlarının dokunuşuyla birden bire en sade, en doğal haline bürünerek gençlerin sevgilisi de olabilir.
Marsala rengininin, kullanılacağı yüzeyin dokusu ile kuracağı ilişkiyi de ciddiyetle irdelemek lazım. Bu renk, her yüzey ile içli dışlı olamayacak kadar kendine özgü bir hava taşıyor.  İçinde taşıdığı toprağın ve doğallığın rengi kahverengi ile, kendinden organik desenli kumaşlara ağırbaşlı ve çok zevkli bir hava katacağı hiç tartışma götürmez. Fakat tam da karşıtı olarak, geometrik modern çizgileriyle futuristik izler taşıyan bir kumaşın fonu da olabilir.

Renk uzmanlarının  ‘like’ ya da ‘unlike’ edilmesini, hakkında net bir karar verilmesi gerektiğini düşündükleri bir ton olarak Marsala, tam anlamıyla sınırda bir renk… Bence, bütün başarısının sırrı da bu olacak. Yaratıcı sektörlerin tüm alanlarında farklı ortamlarda kullanılacak olan marsala, kullanıldığı yere ve rol paydaşlarına bağlı olarak farklı malzeme, doku, form, renk oyunlarıyla bezenerek yıl boyunca yaşam alanlarımızda bizimle birlikte olacak. Başarı rengin değil, zıtlıkları uzlaştırabilenlerin olacak.

Özlem Devrim
Trend Uzmanı  & Endüstriyel Tasarım
www.ozlemdevrim.com